Kuzey Yarımküre’nin arktik ve ılıman bölgelerine yayılmış, Karbonifer döneminden bu yana köklü bir değişim geçirmemiş, eğrelti otlarına akraba çok yıllık otsu bir bitkidir.
İki farklı gövde biçimine sahiptir. İlkbaharda topraktan çıkan kahverengimsi, dallanmamış verimli gövdeler ucunda sporTohum oluşturmayan bitkilerde ve mantarlarda çoğalmayı sağlayan, çoğunlukla tek hücreli üreme birimi. üreten silindirik bir koni taşır ve sporlarını döktükten sonra kısa sürede kurur. Bunların ardından beliren yeşil renkli kısır gövdeler ise düğümlerden halka biçiminde ince dallar çıkarır ve sonbahara kadar yeşil kalır. Gövdeler içi boş, oluklu ve eklemli olup yaprakları düğümlerde dişli birer kına indirgenmiştir. RizomToprak altında ya da toprak yüzeyinde yatay uzanan, besin depolayan ve yeni sürgünler veren kalın gövde. sürünücü veya dik, siyahımsı kahverengi renktedir ve geniş yeraltı kolonileri oluşturur. Boyu genellikle 15-90 santimetre arasında değişir.
Üremesini çiçek ya da tohumla değil sporlarla gerçekleştirir. Nemli, kumlu veya milli topraklarda, tam güneşte ya da yarı gölgede iyi gelişir, taşkın ovaları ve toprağı bozulmuş alanlarda öncü türYangın ya da kesim gibi nedenlerle boşalan alanlara ilk yerleşen ve sonradan gelen türlere zemin hazırlayan tür. olarak hızla yayılır. Derin ve yayılan kök sistemi sayesinde istilacı özellik gösterir, tarım arazilerinde ve bahçelerde kontrol altına alınması güç bir yabani ot sayılır. Aynı sulak ortamlarda yaşadığı su atkuyruğu ile doğal olarak melezleşerek beygirkuyruğunu oluşturur.
SilisKum, kuvars ve çakmaktaşının ana bileşeni olan, bazı bitkilerin dokularında birikerek onları sertleştiren silisyum dioksit. bakımından zengin gövdeleri geçmişte metal ve tahta cilalamada aşındırıcı araç olarak kullanılmıştır, genç sürgünleri ise dikkatli hazırlandığında sebze gibi tüketilir. Halk tıbbında idrar söktürücü, kanama durdurucu, yara iyileştirici ve romatizma karşıtı olarak yaygın kullanım alanı bulur, buna karşılık kökleri zehirlidir ve yüksek dozu zararlı kabul edilir. Türkiye’de “tarla atkuyruğu” adıyla bilinir ve ülke genelinde kırkboğum ile birlikte atkuyruğugiller familyasının en yaygın rastlanan iki türünden birini oluşturur.
Cins adı, Latince “at” anlamındaki equus ile “kıl” anlamındaki seta sözcüklerinin birleşiminden türetilmiştir ve gövdenin genel görünümüne gönderme yapar. Tür epitetiBilimsel tür adının ikinci sözcüğü. arvense ise “tarlada yetişen” anlamına gelir ve bitkinin açık alan yaşam alanını yansıtır. Görünüş benzerliği nedeniyle Hippuris vulgaris ile sıklıkla karıştırılsa da bu iki tür akraba değildir.





