Siyahmangrov

Avicennia germinans

Familya: Ayıpençesigiller (Acanthaceae)

Cins: Avicennia

Tükenmiş
EX
EW
Tehlike Altında
CR
EN
VU
Tehdide Yakın
NT
Düşük Riskli
LC
Diğer
DD
NE
Korunma Durumu: Tükenmiş (EX) Doğada Tükenmiş (EW) Kritik Tehlikede (CR) Tehlikede (EN) Duyarlı (VU) Tehdide Yakın (NT) Düşük Riskli (LC) Yetersiz Verili (DD) Değerlendirilmemiş (NE)
Diğer İsimler
Türkçe
İngilizce
Black Mangrove

Güneydoğu ABD’den Güney Amerika’ya uzanan Atlantik ve Pasifik kıyılarında ve Moritanya’dan Angola’ya kadar Batı Afrika sahillerinde, gelgit etkisindeki çamurlu ve acı sulu alanlarda yetişen, herdemyeşil bir ağaçtır.

Çalı ya da küçük ağaç biçiminde gelişir, boyu genellikle 12 metreye kadar çıkar ve elverişli koşullarda 15 metreye ulaştığı bildirilir. Gövdesi 75 santimetre kalınlığa varabilir, kabuğu koyu gri ya da kahverengidir. Genç bireylerde kabuk düzgündür, yaşlandıkça kalınlaşır ve çatlaklı bir yapı kazanır. Adındaki “siyah” nitelemesi gövdenin ve öz odunAğaç gövdesinin ortasında bulunan, genellikle koyu renkli, sert ve dayanıklı odun.un koyu rengine gönderme yapar. Karşılıklı dizilişli, basit yaprakları yumurtamsı ile mızraksı arasında bir biçime ve sivri uca sahiptir, 5-8 santimetre uzunluğundadır. Kalın ve deri gibi sert yaprakların üst yüzü koyu yeşil, alt yüzü gri-beyazımsıdır. Dal uçlarında açan küçük, beyaz, hoş kokulu çiçeklerin ortası sarıdır. Meyvesi lima fasulyesine benzeyen yassı bir kapsüldür. Kökleri toprak yüzeyinden dikey olarak yükselen, 20 santimetreye varabilen solunum kökleri (pnömatoforMangrov gibi sulak alan ağaçlarında çamurdan dikine yükselerek havadan oksijen alan özel kök. Solunum kökü olarak bilinir.) oluşturur ve bunlar ağacın çevresindeki zemini kaplar.

Tuza ve su baskınına dayanıklılığı iki temel uyuma dayanır. Yapraklardaki özel bezlerden fazla tuzu dışarı atar ve bu tuz yaprak yüzeyinde beyaz kristaller hâlinde birikir. Solunum kökleri ise gelgitle su altında kalan çamurlu zeminde köklerin oksijen almasını sağlar. Gelişmek için tuzlu suya gereksinim duymaz ve tatlı suda da büyüyebilir ancak yüksek tuz derişimlerini de tolere eder. Mangrov kuşaklarında genellikle Rhizophora mangle‘nin biraz gerisinde, daha yüksek zeminde yer alır. Bölgedeki diğer mangrov türlerine göre soğuğa daha dayanıklıdır ancak hasar yaklaşık -4 °C’de başlar ve ölümler yaklaşık -7 °C’de görülür. Meksika Körfezi’nin kuzeyinde en sık rastlanan mangrov türüdür ve don olaylarının azalmasıyla birlikte tuzlu bataklık bitkilerinin alanına doğru yayılmaktadır.

Kökleriyle çökelti tutarak kıyıyı sabitler, fırtına dalgalarının enerjisini azaltır ve kasırgalara karşı dayanıklıdır. İç içe geçmiş kök ve dal yığını, balık ve yengeç gibi canlılar için barınak ve yavru yetiştirme alanı oluşturur, bunlar da yöre balıkçılığı için önemlidir. Çiçekleri arılar, yaban arıları ve sinekler tarafından tozlaştırılır, kelebekler de nektarından yararlanır. Junonia evarete kelebeğinin tırtılı için konukçu bitkiBir canlının, örneğin bir tırtılın üzerinde yaşadığı ya da beslendiği bitki.dir.

Çiçeklerinden elde edilen mangrov balı yöre arıcıları için değerlidir. Kabuğu yaklaşık yüzde 12,5 oranında tanenBitkilerde bulunan, buruk tat veren ve deri tabaklamada kullanılan polifenol grubu bileşik. içerir ve geçmişte hayvan derisi tabaklamada ve siyah boya olarak kullanılmıştır. Odunu sert olmakla birlikte kolay çatlar, direk ve döşeme yapımında değerlendirilmiş, geçmişte odun kömürü yakıtı olarak da önem taşımıştır. Bazı yerli topluluklar yapraklarında biriken tuzu toplayarak kullanmıştır. Tanenin büyük payı nedeniyle kabuğu ve reçinesi geleneksel tıpta kanama durdurucu ve ishal giderici olarak yer almış, Batı Hint Adaları’nda yara ve boğaz ağrısı gibi şikâyetlerde de kullanılmıştır. Sık yapraklı yapısı nedeniyle kıyı alanlarında gölge ve perde ağacı olarak da dikilir.

Tohumu meyve ağaç üzerindeyken çimlenmeye başlar. Kalın etli çenekTohumdaki embriyonun ilk yaprağı. Besin depolar ya da çimlenmeden sonra ilk yeşil yaprak olarak görev yapar. yaprakları açılır ve tüylü kökçük hızla toprağa tutunur. Yavru bitkicikler su ile taşınır ve karaya vurdukları yerde kök salar. Genetik çalışmalar, bu yayılma biçiminin türün Atlantik’in iki yakasında bulunmasında rol oynamış olabileceğine işaret eder.

Türü Linnaeus 1759’da Bontia germinans adıyla tanımlamış, 1764’te Avicennia cinsine aktarmıştır. Cins adı Avicennia, Latinleşmiş adıyla Avicenna olarak bilinen İranlı hekim ve filozof İbn Sina’dan gelir. Tür epitetiBilimsel tür adının ikinci sözcüğü. germinans, Latince “çimlenmek” anlamındaki germinare sözcüğüne dayanır ve tohumun ağaç üzerinde çimlenmesine gönderme yapar. Eskiden Verbenaceae ya da Avicenniaceae içinde yer alan cins, moleküler çalışmalar sonrasında ayıpençesigiller familyasına yerleştirilmiştir. Afrika popülasyonları kimi kaynaklarda Avicennia africana adıyla ayrı ele alınır. Güney Amerika’nın kuzey kıyılarında Avicennia schaueriana ile melezleşir.