Güney Afrika’nın batı kıyısındaki kumul kuşağına özgü, yeraltında yaşayan, gözleri deriyle örtülü küçük bir memelidir.
Vücut uzunluğu yaklaşık 80-90 milimetre, ağırlığı 20-30 gram arasındadır. Sırt tüyleri kısa, sık ve koyu kurşuni gri renklidir, alttaki tüy tabakası açık gridir. Karın bölgesi tek renkli ve soluk bir tondadır, yüzünde beyaz işaretler bulunur. Tüm altın köstebekler gibi gözleri deri ve tüyle kaplıdır, kulakları ise tüyler arasında gizlenmiş küçük açıklıklardan ibarettir. Ön ayakta üçüncü parmaktaki pençe yaklaşık 10 milimetre uzunluğunda ve tabanda 4 milimetre genişliğindedir, birinci ve ikinci parmak pençeleri biraz daha kısadır ve birlikte sivri bir kazma aygıtı oluşturur.
Kıyı kumul kuşağında ve bitişikteki kumlu alanlarda yaşar, toprağın hemen altında sığ tüneller kazar. Kıyı bitki örtüsünün kumlu topraklarında bulunduğu bildirilir ancak habitat tercihleri hakkında çok az bilgi vardır. Omurgasızlarla ve yaklaşık 20 santimetreye ulaşan bacaksız kertenkelelerle beslendiği ifade edilir, beslenme ve davranış biyolojisi ise büyük ölçüde belirsizdir. İlk yakalandığında ya da ters çevrildiğinde ölü taklidi yaptığı gözlenmiştir.
Bilinen örnek sayısı çok azdır. İlk örnekler 1937-1938 yıllarında Gideon Van Zyl tarafından Lambert’s Bay’in yaklaşık 16 kilometre içindeki Compagnies Drift’te toplanmıştır. Başka bir örnek 2003’te Namaqualand kıyısında, bu noktanın yaklaşık 150 kilometre kuzeyindeki Groenriviermond’da bulunmuştur.
Aynı bölgede yaşayan Grant altın köstebeğinden daha parlak tüylüdür. Kap altın köstebeğinden ise daha küçüktür, rengi daha açıktır ve ön ayakta daha gelişmiş bir birinci parmak taşır. Cinsin diğer üyesi De Winton altın köstebeğinden tüy rengi ve çekiç kemiği yapısındaki tutarlı farklarla ayrılır.
1938’de G. C. Shortridge ve T. D. Carter tarafından tanımlanmış ve Cryptochloris cinsinin tip türüBir cinsin adının dayandırıldığı, o cinsin temsilcisi sayılan tür. olmuştur. Bir dönem De Winton altın köstebeğinin alt türü sayılmış, sonradan ayrı tür olarak kabul edilmiştir. Yakın tarihli bir çalışma ise iki türün aynı tür olabileceğini öne sürer.





