Kuzey Amerika, Avrupa, Kafkasya, İran, Çin, Kore ve Japonya’yı kapsayan geniş bir Holarktik dağılıma sahip, genellikle su kıyısındaki bitki örtüsünde ve insan yapılarının çevresinde bulunan bir örümcektir.
Dişileri 6-14 milimetre, erkekleri 5-9 milimetre gövde uzunluğuna ulaşır, bacak açıklığı 18-35 milimetre arasında değişir. Oval ve şişkin karnı sırttan basıklaşmış bir yapıya sahiptir, rengi siyah, gri, kızıl kahverengi veya zeytin yeşili tonları arasında değişebilir. Karnının üzerinde, kenarlarda koyulaşıp ortaya doğru solan, pulluk izini andıran zikzak kenarlı bir desen bulunur. Baş-göğüs bölgesi kahverengi ile kızılımsı tonlar arasında değişir ve üzerinde göğüs kısmına doğru uzanan açık renkli bir ok işareti bulunur, bacaklarında da benzer bantlı bir desen görülür. Karnı, pek çok akraba türün aksine parlak ve pürüzsüz bir görünüme sahiptir. Altı gözü yatay bir sıra hâlinde dizilmiştir, bu sıranın ortasının üzerinde ek bir göz çifti daha yer alır. Ön iki bacak çifti arka iki çiftten daha uzundur ve üzerlerinde küçük dikenler taşır.
Gece aktif bir avcıdır, tekerlek biçimli ağını genellikle otların veya çalılıkların arasına, bazen de bina duvarlarına ve pencerelere yakın paralel biçimde örer. Ağ 20-25 ışınsal iplikten oluşur ve 600-1.100 santimetrekareye varan bir alanı kaplayabilir. Gündüzleri, ağın kenarında bitki ve hayvan artıklarıyla kamufle edilmiş, alttan açık bir ipek sığınakta gizlenir, akşam olduğunda ağını yeniden örmek üzere dışarı çıkar ve önceki gecenin ağını yiyerek ipeğini geri kazanır. Başlıca avını sinek, tatarcık ve kızböceği gibi uçan böcekler oluşturur, ağa takılan avı ipekle sardıktan ve zehiriyle etkisiz hâle getirdikten sonra ya hemen tüketir ya da daha sonra yemek üzere saklar. Bacaklarındaki ve karnındaki tüysü kıllar sayesinde ağdaki en ufak titreşimi bile algılayabilir.
Türkiye’de de dağılım gösterir, ülke genelinde yürütülen faunistik çalışmalarda ve örümcek zehiri üzerine yapılan morfolojik araştırmalarda konu edilmiştir. İnsan yapılarına kolay uyum sağlaması nedeniyle köprü, veranda ve pencere kenarları gibi ortamlarda sık görülür, buna karşın insanlar için tehlikeli sayılmaz. Isırığı yalnızca hafif ağrı, uyuşma ve şişliğe yol açar, nadiren bulantı ve baş dönmesi görülebilir.
Çiftleşme mevsiminde dişi, ipekten örülmüş bir koza içine yerleşir ve salgıladığı feromonlarla erkeği kendine çeker, erkek bu kimyasal sinyalleri kemoreseptörleriyle algılar. Çiftleşmenin ardından erkek genellikle kısa süre içinde ölür, bazen de dişi tarafından tüketilir. Dişi yaz aylarında sarı renkli 3-5 yumurta kesesi üretir, erişkin bireyler yaklaşık iki yıl yaşayabilir. Tür kış uykusuna yatmaz, bunun yerine mevsimsel bir soğuğa dayanıklılık döngüsü geliştirir. Aşırı soğumaya dayanma noktası yazın yaklaşık -8 santigrat derece iken kışın -20 santigrat dereceye kadar düşer.
Larinioides cinsi içinde yer alan yedi türden biridir ve cinsin en yaygın ve en geniş yayılışlı üyesi kabul edilir. Kendisine en çok benzeyen tür olan köprü örümceğinden, o türün gri renkli ve beyaz tüylerle çevrili baş-göğüs bölgesine karşılık kahverengi bir baş-göğüs bölgesine sahip olmasıyla ayrılır.





