Güney Avrupa’dan Kafkasya ve kuzey İran’a uzanan bölgeye özgü olan, günümüzde Akdeniz Havzası ile Makaronezya’da da doğallaşmış, yaprak döken bir çalı ya da küçük ağaçtır.
Genellikle 1-3 metre boylanır, uygun koşullarda 5 metreye kadar küçük bir ağaca dönüşebilir. Genç dalları yoğun biçimde kahverengi tüylüdür. Tek sayılı tüysüYan damarların ya da yaprakçıkların, bir tüyün kılçıkları gibi ana eksenin iki yanında sıralanması. bileşik yaprakları 9-15 yaprakçıktan oluşur, yaprakçıklar geniş mızraksı ila eliptik biçimli, testere dişli kenarlıdır ve 2-6 santimetre uzunluğundadır. Çiçekleri küçük, yeşilimsi beyaz renklidir ve yüzlerce çiçek içeren, 10-30 santimetre uzunluğundaki sık salkımlar hâlinde açar. Meyveleri küresel, 4-7 milimetre büyüklüğünde, kırmızımsı kahverengi ve ince tüylerle kaplıdır, içinde böbrek biçimli tek bir sert çekirdek bulunur.
Kuraklığa dayanıklı, dona karşı ise duyarlı bir bitkidir, tam güneş ışığını tercih eder ve kumlu, taşlık, kireçli ya da fakir topraklarda dahi yetişebilir. Güçlü ve yayılımcı kök sistemi sayesinde eğimli arazilerde toprağı tutar, bu nedenle erozyon kontrolünde kullanılır. Meyveleri kuşlar ve diğer omurgalılar tarafından yenerek yayılır, çiçekleri ise yaban arıları gibi böcekler tarafından ziyaret edilir.
Kurutulup öğütülen ekşi meyveleri, başta Türkiye ve Orta Doğu mutfakları olmak üzere “sumak” adıyla bilinen baharatı oluşturur, za’atar karışımının da temel bileşenlerinden biridir. Türkiye’de özellikle Gaziantep-Oğuzeli yöresinde yetiştirilen sumak, ekonomik önemi yüksek bir baharat bitkisidir, meyveleri tanenBitkilerde bulunan, buruk tat veren ve deri tabaklamada kullanılan polifenol grubu bileşik.den zengindir. Geçmişte derilerin tabaklanmasında (dericilik) kullanılmış olması hem Latince tür epitetiBilimsel tür adının ikinci sözcüğü.nin hem de Türkçe “derici sumağı” adının kaynağıdır, ayrıca yaprak ve kökleri geleneksel olarak yün boyamacılığında doğal boya kaynağı olarak değerlendirilmiştir.
“Sumak” sözcüğü, Süryanicede “kırmızı” anlamına gelen summāqā kelimesinden Arapça yoluyla dilimize geçmiştir. Cins içinde yaklaşık 150 türü barındıran Rhus, kajugiller familyasının bir üyesidir.





