Kum Üzümü

Vitis rupestris

Familya: Asmagiller (Vitaceae)

Cins: Vitis

Tükenmiş
EX
EW
Tehlike Altında
CR
EN
VU
Tehdide Yakın
NT
Düşük Riskli
LC
Diğer
DD
NE
Korunma Durumu: Tükenmiş (EX) Doğada Tükenmiş (EW) Kritik Tehlikede (CR) Tehlikede (EN) Duyarlı (VU) Tehdide Yakın (NT) Düşük Riskli (LC) Yetersiz Verili (DD) Değerlendirilmemiş (NE)
Diğer İsimler
Türkçe
İngilizce
Sand Grape, Rock Grape

Amerika Birleşik Devletleri’nin orta ve güneydoğu kesimlerinde, özellikle Missouri ve Arkansas’taki Ozark tepelerinin kayalık nehir kıyılarında yayılış gösteren, seyrek dallanan, alçak boylu bir asmadır.

Boyu genellikle 1,2-2,4 metreyi geçmez, dik duran, çok dallanan ve kendi kendine ayakta durabilen bir gövde yapısına sahiptir. İnce, telimsi ve derine inen kökleri, kuraklığa karşı yer altı su tablasına ulaşarak direnç kazanmasını sağlar. Genç sürgünleri düz ve kızıl renkli, olgunlaştıkça silindirik, ince çizgili ve koyu kabuklu bir görünüm alır. Böbrek biçimli ya da mızraksı yaprakları 7,6-10,2 santimetre, bazen 13 santimetreye varan genişliktedir, yüzeyi belirgin çizgili ve neredeyse her zaman tüysüzdür. Salkımları küçük, açık yeşil renkli bir eksene sahiptir, çiçekleri bol polen üretir. Meyveleri 6-13 milimetre çapında, yuvarlak ya da hafif basık, ince kabuklu ve koyu mor-kızıl özlü siyah tanelerdir, her tanede 3-4 küçük tohum bulunur.

Yalnızca kayalık nehir ve akarsu kıyılarında yetişir, gölgede büyümez ve genellikle destek olmadan kendi kendine dik durur. Nehirlerin en çok aşınan kesimlerini kolonileştirmesiyle bilinir, çelikle kolayca köklenir ve asma ile başarıyla aşılanabilir. Barajlar nedeniyle nehir yataklarının değişmesi ve nehir adalarının yok edilmesi doğal yaşam alanının büyük bölümünü ortadan kaldırmıştır.

Bağcılıkta anaçAşılamada, üzerine başka bir bitkinin parçasının (kalemin) tutturulduğu ve kök sistemini sağlayan bitki. olarak yoğun biçimde kullanılır, topraktan kaynaklanan sorunlara karşı dayanıklılık sağlar ve asmanın gücünü düzenlemeye yardımcı olur. 19. yüzyılda Avrupa bağlarını harap eden asma biti (filoksera) salgınına karşı dirençli Amerikan kökenli türlerden biri olarak öne çıkmış, nehir üzümü ve güz asması ile birlikte dirençli anaç ıslahının temelini oluşturmuştur. Filoksera Türkiye’ye ilk kez 1881’de Trakya yoluyla girmiş, bu tür de dâhil dirençli Amerikan anaçları o dönemden bu yana Türkiye dâhil dünya bağcılığında yaygın olarak kullanılmaktadır. T.V. Munson ve Albert Seibel gibi ıslahçılar tarafından Fransız-Amerikan melez üzüm çeşitlerinin geliştirilmesinde de kullanılmıştır, günümüzün mantar hastalıklarına dayanıklı “PIWI” üzüm çeşitlerinden ‘Solaris’ ve ‘Regent’ çeşitlerinin soy ağacında da yer alır.

Yabani popülasyonları hızla azalmaktadır, Indiana, Kentucky, Pennsylvania ve Tennessee eyaletlerinde tehdit altında veya tehlikede olarak listelenmiştir. NatureServe tarafından küresel ölçekte G3 (Duyarlı) olarak sınıflandırılır, bu durum sınırlı ve parçalanmış yaşam alanlarına bağlı düşük genetik çeşitliliği yansıtır.