Avrupa, Kuzey Afrika, Kafkasya ve Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada ve Türkiye’de Marmara, Ege, İç Anadolu, Doğu Akdeniz ve Doğu Karadeniz bölgelerinde, açık çayır ve otlaklarda yere yakın uzun otlar arasında yaşayan bir örümcektir.
Dişi ve erkek arasında belirgin bir boyut farkı görülür. Dişinin gövde uzunluğu 14-20 milimetre arasında değişirken erkek yaklaşık 4-4,5 milimetre boyundadır. Dişinin karnı sarı, beyaz ve siyah enine bantlarla süslüdür ve bu desen yaban arısını andırır. Sefalotoraksı gümüşi görünümlüdür, ince ve ipeksi beyaz kıllarla kaplıdır. Sternumu siyah renkte olup ortasında belirgin bir beyaz bant bulunur, karnının alt kısmında epigastrik yarıktan örü memelerine uzanan dikdörtgen biçimli siyah bir bant yer alır. Erkek ise çok daha küçük ve kahverengimsi renktedir, dişinin ağının kenarında fark edilmeden bekler.
Genelci bir avcıdır, başta çekirgeler olmak üzere çeşitli uçan ve zıplayan böceklerle beslenir. Ağını şafak veya alacakaranlıkta yaklaşık bir saatte örer, çapı 30 santimetreye ulaşabilen bu dikey küre ağının merkezinde zikzak biçimli belirgin bir stabilimentum bulunur. Örümcek ağın merkezinde baş aşağı bekler, ağa takılan avını hızla ipekle sarar ve zehirli ısırığıyla hareketsiz bırakır. Zehiri örümcekler arasında yapısal olarak sıra dışı kabul edilir ancak insan sağlığı açısından tıbbi öneme sahip değildir, bir ısırık genellikle arı veya eşek arısı sokmasına benzer lokalize ağrı ve kızarıklıkla sonuçlanır.
Çiftleşme bu türde oldukça risklidir. Erkek, dişinin son gömlek değiştirmesini ağın kenarında bekler, bu sırada dişinin keliserleri kısa süreliğine yumuşaktır ve erkek, dişi tarafından yenme tehlikesi olmadan çiftleşebilir. Bazı erkekler çiftleşme sırasında veya sonrasında dişi tarafından yenir. Erkeğin pedipalpinin bir kısmı çiftleşme sırasında kopup dişinin genital açıklığında kalabilir, bu da diğer erkeklerin dişiyle çiftleşmesini geçici olarak engeller ve erkeğin en fazla iki kez çiftleşmesine imkân tanır. Çiftleşme sonrasında dişi, ters çevrilmiş bir testiyi andıran kahverengi, şişe biçimli bir yumurta kesesi örer ve bunu bitki sapları arasına asar. Yavrular sonbaharda kese içinde yumurtadan çıkar, kışı kese içinde geçirir ve baharda dışarı çıkarak balonlama yoluyla yeni alanlara yayılır. Dişiler sonbaharda ölür.
Tür ilk kez 1772 yılında İtalyan doğa bilimci Giovanni Antonio Scopoli tarafından tanımlanmış ve Danimarkalı zoolog Morten Thrane Brünnich’in onuruna adlandırılmıştır. Portekiz’de bulunan Argiope bruennichi nigrofasciata adıyla tek bir alt tür kabul edilir. Tarihsel olarak dağılımı büyük ölçüde Akdeniz ikliminin hâkim olduğu bölgelerle sınırlıyken, son yüzyılda iklim değişikliğiyle bağlantılı biçimde kuzeye doğru hızla yayılmış, Almanya, Polonya, İngiltere’nin güneyi ve ardından İskandinavya ile Baltık ülkelerine ulaşmıştır. Bu özelliği nedeniyle tür, soğuğa adaptasyon ve coğrafi yayılma süreçlerini incelemek için bilimsel araştırmalarda model organizma olarak kullanılır. Türkiye’de cinsin üç türünden biri olarak kayıtlıdır, ürkütücü görünümüne rağmen insanlar için tehlikesiz kabul edilir.





