Güneydoğu Asya’nın tropikal ve subtropikal ormanlarına özgü, Apis cinsinin en küçük ve en koyu renkli üyesi olan nadir bir bal arısı türüdür.
Tür, 1858 yılında Frederick Smith tarafından tanımlanan ve o dönem bilinen yedi Apis türünden beşincisi olan bir taksonBilimsel sınıflandırmadaki herhangi bir grup; örneğin bir tür, cins ya da familya.dur. Uzun süre kardeş türEvrim ağacında birbirine en yakın olan, aynı ortak atadan ayrılmış iki türden her biri.ü cüce bal arısının bir alt türü sanılmış ancak erkek bireylerdeki endofallusBöceklerde erkek üreme organının içinde bulunan, çiftleşme sırasında dışarı doğru çevrilen zarsı bölüm. yapısı, kanat damarlanması ve basitarsus uzunluğundaki farklar sonucunda ayrı bir tür olarak kabul edilmiştir. İki tür arasındaki ayrım dış görünüşle de desteklenir, çünkü kara cüce bal arısının ilk iki karın segmenti siyah ve skutellumBöceklerde göğsün üst yüzeyinin arka kısmında yer alan, kalkan biçimli sert plaka.u kırmızımsı kahverengiyken, cüce bal arısında bu renk düzeni tam tersinedir, ayrıca tibiaBöceklerde bacağın uyluk ile ayak ucu arasındaki uzun bölümü. üzerindeki kılların siyah oluşu (cüce bal arısında beyazdır) ve kubital indeksin daha yüksek olması (6,37’ye karşı 2,86) diğer ayırt edici özelliklerdir.
Vücut uzunluğu 6,5-10 milimetre arasında değişir. Tek petekten oluşan yuvasını ince dallara asarak kurar, yuvayı normal güneş ışığının yalnızca yüzde 25-30’unu alan gölgeli orman alanlarında, yapraklar ya da dallar arasına gizler. Yuvalar genellikle yerden 1-15 metre yükseklikte, ortalama 2,5 metrede bulunur, petek boyutu 70-90 milimetre arasındadır. Destek dalın çevresine ve peteğin kenarlarına karınca gibi böceklere karşı bariyer oluşturmak amacıyla bitki reçinesi sürer. Yayılış alanı güney Çin, Hindistan, Myanmar, Laos, Vietnam, Tayland, Malezya, Endonezya ve Filipinler’i kapsar, genellikle 1.000 metre altındaki alçak arazilerde yaşar, yağışlı mevsimlerde daha yüksek rakımlara çıkabilir. Cüce bal arısı ile aynı bölgelerde birlikte bulunmasına rağmen, iki tür kendi yuvalarını genellikle ayrı tutar.
Kraliçe belirlenimi genetik değildir, herhangi bir dişi larva arı sütüyle beslendiğinde kraliçeye dönüşebilir, kraliçenin kaybı durumunda işçi larvası acil kraliçe olarak yetiştirilebilir. Koloni içinde işçi polisliği uygulanır, bu da işçilerin kendi yumurtalarını bırakmasını engelleyip hiyerarşiyi korur. Kraliçesiz kalan koloniler zaman zaman cüce bal arısından bir kraliçe benimseyebilir, bu durum türler arası feromon çekiciliğine işaret eder. Kraliçeler çiftleşme sırasında 10-20 farklı erkekle eşleşir, bazı Apis türlerinde görülen ve dişiyi başka çiftleşmelerden alıkoyan “çiftleşme izi” bu türde bulunmaz. Açık yuva yapısı nedeniyle iletişim dansı, kovan içi türlerin aksine yatay düzlemde gerçekleşir ve doğrudan besin kaynağını gösterir.
Bal, balmumu, arı sütü ve arı zehri üretimiyle ekonomik değer taşır, doğal ortamında önemli bir tozlaştırıcıdır. Başlıca asalağı Euvarroa wongsirii‘dir. Kardeş türüne göre daha dar bir coğrafi yayılışa ve daha düşük bir bolluğa sahip olması, bazı araştırmacıları bu türün koruma statüsünün ayrıca değerlendirilmesi gerektiği görüşüne yöneltmiştir.
