Güney, Güneydoğu ve Doğu Asya’ya özgü, insan eliyle bazı Pasifik adalarına ve Avustralya’ya da taşınmış, koloni hâlinde yaşayan sosyal bir bal arısı türüdür.
İşçi bireylerin vücut uzunluğu 9-11 milimetre arasında değişir, siyah zemin üzerinde dört sarı karın çizgisiyle tanınır. Bileşik gözlerini çevreleyen uzun ve dik tüyler polen toplamaya yardımcı olur, güçlü dışbükey bir skutellumBöceklerde göğsün üst yüzeyinin arka kısmında yer alan, kalkan biçimli sert plaka. ve arka kanatta bir jugal lobYaprak ya da başka bir organın kenarında, girintilerle birbirinden ayrılmış yuvarlak çıkıntı. taşır. İşçi arılar arka bacaklarındaki polen tarağıyla, iğnesi olmayan erkek arılar ise daha büyük gözleri ve daha küt karın yapısıyla ayırt edilir, ana arılar ise gelişmiş üreme organları nedeniyle diğer bireylerden daha iridir.
Beslenmesi büyük ölçüde polen ve nektar ya da baldan oluşur, ağaç kovukları gibi doğal boşluklarda dar girişli, çok petekli kolonilerde yaşar. Koloni büyüklüğü genellikle 6.000-7.000 işçi ile sınırlıdır, bu da 50.000’e ulaşabilen bal arısı kolonilerine göre oldukça küçüktür. Kaynak bulan işçiler, diğer bireylere yön ve mesafe bilgisi aktarmak için karakteristik “sallantı dansı”nı kullanır. Kovan sıcaklığını 33-35,5°C aralığında tutmak için yaz aylarında kanat çırparak buharlaşmalı soğutma uygular. Türün en dikkat çekici savunma davranışı, kovanı istila eden Asya dev eşek arılarını yüzlerce işçinin sardığı bir küme oluşturup uçuş kaslarını titreterek 47°C’ye kadar ısıtıp öldürmesidir, bu sıcaklık işçi arıların kendi ölümcül eşiğinin (48-50°C) altında kalır. Ayrıca Varroa akarına karşı titiz bir tımar (grooming) davranışı geliştirmiştir ve mikrosporidiyen asalak Nosema ceranae‘nin doğal konakçısıdır.
Asya kıtasında binlerce yıldır bal üretimi ve tozlaşma hizmeti için evcilleştirilmiş, bal arısından sonra dünyada en yaygın ikinci evcil bal arısı türüdür. Türkiye’de arıcılık faaliyeti neredeyse tamamen bal arısı üzerinden yürütüldüğünden bu tür ülkede doğal ya da ticari olarak bulunmaz. 2007’de kasıtsız olarak Avustralya’ya giren tür, yerli tozlaştırıcılarla besin ve yuva rekabetine girmesi nedeniyle biyogüvenlik tehdidi olarak kabul edilir, yürütülen yok etme programı 2011’de başarısız ilan edilmiştir.
Tür, 1793’te Fabricius tarafından tanımlanmıştır, uzun süre bal arısının bir alt türü sanılmış ancak iki türün çiftleşmesinin döl vermemesi nedeniyle ayrı birer tür oldukları kabul edilmiştir. Kardeş türEvrim ağacında birbirine en yakın olan, aynı ortak atadan ayrılmış iki türden her biri.ü Borneo bal arısı olup ikisi de bal arısı ile aynı alt cinste yer alır. Coğrafi bölgelere göre çok sayıda alt tür tanımlanmıştır, bunlar arasında Çin bal arısı (A. c. cerana), Hint bal arısı (A. c. indica) ve Japon bal arısı (A. c. japonica) sayılabilir.
