Kuzey Atlantik Okyanusu’nun soğuk sularına özgü, üreme mevsiminde kayalık kıyı adalarında koloniler hâlinde yuvalayan, tıknaz yapılı bir deniz kuşudur.
Gaganın ucundan kısa kuyruğunun sonuna kadar 28-30 santimetre uzunluğundadır, kanat açıklığı 47-63 santimetre arasında değişir, karada dururken yaklaşık 20 santimetre yükseklik gösterir. Alın, tepe ve ense parlak siyahtır, sırt ve kanatlar da aynı renktedir, boyun çevresinde geniş bir siyah yaka bulunur. Yanaklarda soluk gri renkte büyük, baklava biçimli lekeler yer alır, alt kısımlar ise beyazdır. Geniş ve üçgen biçimli gagasının uca yakın yarısı turuncu-kırmızı, kafaya yakın yarısı ise arduvaz grisidir, bu iki bölüm sarı bir çentikle ayrılır. Bacaklar ve büyük perdeli ayaklar parlak turuncu renktedir. Üreme sezonu sonunda bu renkli gaga plakaları ve göz süsleri dökülür, kış tüylenmesinde yüz kararır ve gaga daha soluk görünür.
Beslenmesi neredeyse tamamen balıktan oluşur, kum yılanbalıkları, Clupea harengus ve Mallotus villosus en sık tüketilen türlerdir, ayrıca karides, diğer kabuklular ve solucanlar da yer yer diyete girer. Avlanırken yarı açık kanatlarını kürek gibi kullanarak su altında “uçar”, ayaklarını dümen olarak kullanır, bir dalışta birkaç küçük balığı aynı anda kavrayabilir, bunu kaslı ve oluklu diliyle ve gagasının iç kenarındaki tırtıklarla sağlar. Bir yetişkin günde yaklaşık 40 balık tüketir. Uçuşu alçak ve dümdüzdür, saatte 80 kilometreye kadar hız yapabilir. Yaşamının büyük bölümünü açık denizde tek başına geçirir, karaya yalnızca üremek için çıkar.
Kayalık yamaçlarda kendi kazdığı tünellerde ya da hazır kaya boşluklarında yuva yapar, dişi her sezon tek bir beyaz yumurta bırakır. Kuluçka her iki ebeveyn tarafından paylaşılır ve yaklaşık 39-45 gün sürer. Yavru siyah tüylerle örtülü ve gözleri açık şekilde yumurtadan çıkar, günde yaklaşık 10 gram büyür, 34-50 gün içinde tüylenmesini tamamlar. Yuvadan gece ayrılır, doğrudan denize yönelir ve 2-3 yıl boyunca karaya dönmez, 4-5 yaşında eşeysel olgunluğa erişir. Çiftler genellikle tek eşlidir ancak bu bağlılık eşten çok yuva yerine duyulan bağlılıktan kaynaklanır.
Küresel popülasyonun yüzde doksanından fazlası Avrupa kıyılarında bulunur, İzlanda kolonileri tek başına dünya popülasyonunun yaklaşık yüzde altmışını barındırır. Avrupa popülasyonlarındaki hızlı düşüş nedeniyle IUCN, türün statüsünü 2015 yılında Düşük Riskli kategorisinden Duyarlı kategorisine taşımıştır. Martı ve sürmelilerin avcılığı, adalara sonradan yerleşen sıçan, kedi ve tilki gibi yırtıcılar, petrol kirliliği, balıkçı ağlarında boğulma, av balığı stoklarındaki azalma ve iklim değişikliği başlıca tehditler arasında sayılır. Nadiren, göç sırasında rotasından sapan bireyler Akdeniz’in çok daha doğusunda da görülmüştür, Sicilya (1984) ve İsrail (2018) kayıtlarının ardından 2025 yazında Kıbrıs’ta da halsiz durumda bir birey bulunmuştur, bu da türün olağan dağılım sınırlarının ne kadar dışına çıkabildiğini göstermektedir.
Cins adı Fratercula, Ortaçağ Latincesinde “küçük keşiş” anlamına gelir ve kuşun siyah-beyaz tüylenmesinin keşiş cübbesini andırmasına gönderme yapar. Tür adı arctica ise kuzey takımyıldızı Büyük Ayı’ya işaret eden Yunanca arktos (ayı) sözcüğünden türetilmiştir. Kanada’nın Newfoundland ve Labrador eyaletinin resmî kuşu olma unvanını taşır.





